Arkadaşlarımı diyorum, arkadaşlarımı severim. Hangi şekilde olursa olsun, bir yerlerde yollarımız kesişip ilişki kurduysam hep değerli tutmaya çalışıyorum onları. Hoş, tezcanlı olmamalı ve akla gelen ilk şeyi pat diye söylememeli başlıklı iki sosyolijik norma ayak uyduramadığımdan olacak aynı duyguların karşılığını alamıyorum. Alabileceğim ihtimali de çok mantıklı gelmiyor zaten. Bir de sarhoşlayınca, saçmalama ve kalp kırma eşiğim oldukça düşüyor. Bir aralık iyi idare ediyordum ama son zamanlarda onu da beceremez olmuşum. 

Neyse ne diyordum? 
Ulan ne diyordum ben yeeaaa? 
Arada garson bira getirdi de unuttum.
Heeee arkadaşlar diyordum. 

Önümüzdeki Mart ve Nisan aylarında mevzubahis arkadaşlarımdan dört tanesinin düğünleri var. (Olum niye sürekli evleniyorsunuz amünüm? Gram altın üçyüz lira olmuş. Ben o paraya Beştaş'ta on bira içer, kalanıyla da motura yakıt alır, akabinde Kireçburnu sahilde laik teyzelerin laik kızlarını kovalarım. Sonra param biter, motorun deposundan hortumla çeker, hatuna en ateşli olanından sex on the beach benzin kokteyli hazırlarım.) 

Tasnif dışı. Lütfen devamını tek sütun halinde okuyunuz.

İşte bu düğüne falan paçoz gitmeyelim demişken;
Herşeye o kadar şey gelmiş ki! (Yazar burda ne demek istediğini kendi de anlamamıştır) öncelik saydığım mağazalara girsem tek böbrekle ancak çıkarım. İkincisi arafa düşer. Sırf bu yüzden şahsım Waikiki'den bir pantalon ve klasik ayakkabı satın aldı. Toplamda ikiyüz on lira para ödedim. Evet evet yaptım bunu! Waikiki'ye ikiyüz on türk lirası para ödedim. İç çamaşır, çorap ve bir kaç ev ürünü dışında, ürünleri o kadar kalitesiz olan bir marka ki; geçmişimin bir kenarında aklıma Abdulhamid'i savunmuş olduğum bile gelse bu kadar gücüme gitmezdi. Ama hayat işte n'aparsın. Tüm bunlardan ötürü, az önce iki bira içer kafa dağıtırım diye Beşiktaş'a geldim. Peki bunu an itibariyle neden yazdım onu da bilmiyorum. Az sonra çakırkeyf olup biraz gevşeyince yarın sabaha bir şey kalmaz diye düşünüyorum. Yani umarım.

Yorumlar

Popüler Yayınlar